|
Baldızımın Daracık Amını Mors Alfabesi Gibi Sikiyordum! (Secret 50 Y., İzmir / Türkiye)
Karımla evlendiğimizde
baldızım küçük bir okullu kızdı. Sempatik, şişman,
yaygaracı bir kız. Ama iki yıl içinde gelişti, serpildi,
genç kız oldu. Hem de ne kız. İncecik belli, düzgün
bacaklı, iri göğüslü, afet mi afet bir şey. O etli
dudakları, iri yeşil gözleri, uzun sarı saçları,
havalı yürüyüşü bütün erkekleri dönüp baktırıyordu
kendine. Hiç kötü gözle bakmadım baldızıma, bize kalmaya geldiğinde
sere serpe mini eteğiyle bacaklarını sergilediğinde, denize
gittiğimizde mayosunu geren göğüslerini, önündeki
kabarıklığı gördüğümde, banyo yaptıktan
sonra havluya sarınıp ıslak saçlarıyla, su
damlacıkları parıldayan uzun çıplak bacaklarıyla
çıktığında, gezmeye gittiğimizde önümde daracık
mini etekle yürürken diri kalçalarının etlerinin titremesini, sağa
sola sallanmasını izlediğimde...
Yanındayken korumam gereken bir varlıktı o. Karımın
kızkardeşi. Akrabam. Baldızım. Sadece geceleri
fantazilerimde benimdi. Hep hayallerimde sevişmeye devam ettim
baldızımla. Minik sahneleri büyütüp geliştirdim, hayaller
kurdum, seviştim. Oturma odasında uyurken
baldızın açılmış bacaklarını örttüm, gece
hayalimde o bacakları açıp içine girdim, saatlerce evirip çevirdim,
kıvrandırdım zevkten inlettim, bağırttım.
Sonunda baldızım evlendi ve yurtdışına (Almanyaya)
gitti. Yılda bir kez gelebiliyor, kısa süre kalıp gidiyordu.
Daha da olgunlaşmış, harika olmuştu. Bacanağın
işleri nedeniyle baldız hep yalnız kalıyordu,
bazen de uçağa atlayıp yanımıza geliyor, bazen uzun süre
yanımızda kalıyordu.
Bir gün gezmeye gitmek için giyindiğimiz sırada baldızın
şiddetli karın ağrısı başladı. Makyaj için
girdiği yatak odasından inlemelerini duyunca fırlayıp
yanına gittim. Baldızım ellerini karnına bastırıp
koca yatakta kıvranıyordu. İki büklüm
oluyor, vücudu şekilden şekile giriyordu. Bu sırada
acıdan kıvrandığında elbisesinin
etekleri yukarıya toplandı, ince siyah çoraplı bacakları
açıldı, küloduna kadar gözlerimin önüne serildi hazineleri.
Şu seksi, beni bitiren çoraplardan giymişti, dantelli,
işlemeli. Külodu tanga idi, amının
arasına girmiş, am dudaklarının arasında
kaybolmuştu. Elbisesinin açıldığının
farkında değildi. İnliyordu, yatağın üzerinde
sağa sola yılan gibi kıvrılıyordu vücudu...
Kocası yoktu yine, ben vardım onu korumak için. Ablası da
telaşlanmış, hemen doktora götürmemi istiyordu.
Baldızı kucakladım, doktora götürmek üzere beline
sarılıp merdivenlerden inmesine yardım ettim. Düşmemesi
için sıkı sıkı sarılmıştım. Biryandan
telaşlanıyor, diğer yandan bu muhteşem
vücudu kollarımın arasında tuttuğum için seviniyordum. Sol
kolum belinde, sağ elimle de parmaklarımı pençe gibi
geçirdiğim sağ kolunu tutuyordum. Kolunu acıttığımı
söyledi. Kendimden geçmiş, canını yakmıştım güzel
baldızımın. Özür diledim. Doktora gittik, gereken tedaviyi
uyguladılar, ilaçlarını aldım. Bacanağa kızıyordu
ilgilenmediği için, bana minnet dolu gözlerle bakıyordu. O gece ve
sonrasında yeni fantaziler geliştirdim. O acıyla
kıvrılan vücudu hayalimde zevkle kıvranıyordu,
şehvetle sarılıyordu bana, duyduğu arzuyla,
aldığı zevkle inliyordu, bağırıyordu fantazilerimde.
Ertesi sene izine yalnız
geldiğinde takıldım baldızıma, “Bacanağı
yalnız bırakmasaydın Nilaycım, yaramazlık yapabilir
orada. Ne de olsa serbest memleket sizin orası!” dedim. Baldızım
da, “Merak etme enişte, bacanağının o taraklarda bezi yok,
bir sene yalnız kalsa aramaz o!” dedi. Şaşırmıştım,
“İnsan senin gibi bir kadını yalnız bırakır
mı hiç?” diyebildim. Baldızım, “Neden enişte?” diye sordu. Gülerek
işi şakaya boğdum, ama sözlerim gerçeği
yansıtıyordu, “Gençsin, güzelsin, çapkınlar seni rahat
bırakmazlar. Asılırlar. Senin gibisini buldular mı
kaçırmazlar kızım. Hem yapayalnız bu kadar gün geçer mi?”
dedim. Baldızım, “Sen varsın ya enişte...” dedi.
Değişik bir ses tonuyla söylemişti bunu, (Sen varsın ya,
yalnız bırakma sen de, güzelsem bu güzelliği sen
değerlendir!) diyordu sanki. Bir an gözlerinin için bakıp
kalakaldım, ne diyeceğimi bilemedim. Bir an suskunluktan
sonra, aklımdan geçenleri anlamış gibiydi, ilave ediverdi, “Korursun
yani beni, Çapkınlara yedirmezsin!” dedi.
“İyi de sen burada, bacanak orada. Erkek adamın canı mutlaka bir
şeyler isteyecek. Sen de yoksun...” dedim. “Boş ver enişte,
dedim ya, aramaz o!” dedi. “Peki sen Nilaycım? Sen de mi aramazsın?”
diye sordum. “Bacanağını mı arayacağım?
Bırak enişte...” dedi. Sesinin tonundaki acılık
içime dokunmuştu. Güzel, yeşil gözleri dolu dolu olmuştu.
Uzatmadım ben de, konu değişti,
başka şeylerden bahsetmeye başladık. Ama mesajı
almıştım, bacanak doyuramıyordu baldızımı,
Sekse açtı. Karıma da anlatmış durumu. Doğruydu,
ilgilenmiyordu bacanak onunla. İş bahanesiyle dışarı
çıkıyor, içiyor, evde tartışıyor,
arkadaşlarıyla geziyordu...
Bir gün işten geldiğimde kapıda beni baldızım
karşıladı, sarılıp yanaklarımdan öptü, sonra
çekilip bana baktı, “Üçgen vücutlu eniştem benim!” dedi. Beğeni
vardı gözlerinde. Geniş göğsüme, geniş omuzlarıma
bakıyordu. Yine işi şakaya boğdum, “Hadi canım,
abartma!” diyebildim. Ama gece yattığımda hayallerimde
yapmadığımı bırakmadım baldıza. Altımda
ezdiğimi, sikimi bastıra bastıra amını
siktiğimi, zevkten bağırttığımı hayal
ettim...
Ertesi gün baldız benden telefonunun ayarlarını değiştirmemi
istedi yanıma oturup. Hava sıcaktı, askılı ince bir
bluz vardı üzerinde. Ben telefonla
uğraşırken baldız eğilip istediği
değişiklikleri söylüyor, yaptıklarımı izliyordu.
Başbaşa vermiştik. Yanımda oturuyordu mini şortuyla.
Gözümün ucuyla o güzelim bacaklarını izliyordum. İyice sokuldu,
göğüsleri koluma temas ediyordu. Gözüm telefonda, bütün duyularım
göğsünün yaslandığı sağ kolumdaydı. Biraz daha
yanaştı, baldızın taş gibi memesi kolumun pazusunda
eziliyordu şimdi. Hissediyordum, özellikle yapıyordu bunu. Ama
görüntüde tüm ilgisini telefona vermiş, göğsünün ezildiğinin
farkında değilmiş gibiydi. İçimden
telefonu fırlatmak geliyordu, Şeytan kulağıma
fısıldıyordu sanki: ‘At telefonu elinden, her
istediğini ver! Seviş, öp, okşa baldızını!’ diye.
Ama yine hiç bir harekette bulunmadan bitti her şey. Telefonunu
ayarlayıp uzattım, teşekkür etti ilgilendiğim için.
Bir uzun bayram tatilinde Almanya’ya onların yanına
gittiğimizde, yanımıza prezervatif almayı
unuttuğumuzdan oradan almak zorunda kaldık. Dile kolay, dört hafta
kalacaktık Almanya’da. Dil bilmediğimizden, Kaufhof’da karım
mecburen utana sıkıla baldızın yardımını
istedi. Karımın, “Acaba geniş midir? Eniştene dar gelmesin
buranınkiler?” diye sorduğunu duyduğumda,
baldızımın gözleriyle karşılaştı gözlerim.
Baldız gözümün içine, birşeyler anlatmaya çalışır gibi
derin derin bakıyordu. O gece karımla yalnız
kaldığımızda kullandık prezervatifi. Karımın
amında gidip gelirken gözlerimi kapadığımda,
baldızımın bana ilgiyle bakan gözlerini görüyordum.
Yine bir gece hep birlikte bir
eğlence yerine gittiğimizde, süper mini siyah eteği vardı
baldızın altında. Düzgün, sütun gibi bacakları ince siyah
çorapları, ince yüksek topuklu ayakkabıları, askılı
siyah dekolte bustiyeriyle, yine o hayallerimdeki Vamp kadın olmuştu.
Bütün gece gözlerimi baldızın dans ederken kıvrılan seksi
vücudundan alamadım. Nefisti.
Almanya tatilimiz bitip Türkiye’ye döndüğümüzde baldızım
aklımdan çıkmıyordu hiç. Aradan geçen bir yıl boyunca
Almanya’daki kısacık beraberliğimizde
yaşadıklarımızı düşünüyor, olanları
geliştiriyor, fantaziler kuruyor, senaryolar yazıyor, küçük
anlık anılarla avunuyordum. Karımla sevişirken gözümü
kapatıp hep balzımla ilgili hayaller kuruyordum. Karımla
sikişirken, baldızın yanıbaşımızda,
yatağın kenarında bizim sikişmemizi seyrettiğini,
eli eteğinin altında külodunun içinde kendini
tatmin ettiğini, dayanamayıp soyunduğunu, çıplak vücudunun
yanımızda, yatağımızda zevkle
kıvrandığını, ablası ile sikişirken kendimi
tuttuğumu, boşalmadığımı, karımı sikip
Orgazm ettikten sonra baldızımla sikişmeye
başladığımı, baldızın sekse
susadığını, her isteğime arzuyla yanıt
verdiğini hayal ediyor, bu hayalle sikim olmadığım kadar
sertleşiyor, karıma saldırıyordum.
Geçtiğimiz yaz olan oldu. Baldız yine işini bırakamayan
bacanağı Almanya’da bırakıp çocuklarla gelmişti tatile.
Havaalanında karşıladık, özlemle sarıldım
baldızıma. Yanaklarından öptüm. Göğsüme bastırıp
bir an sıkıca sarılıp bıraktım. Gerçekten
özlemiştim. Önceden
planladığımız gibi ertesi gün hep beraber Bodrum’a tatil
köyüne gittik. Rezervasyonu önceden dışarıdan
yaptırdığımızdan yerli turist yoktu hiç. Baldız
çocuklarla yandaki Bungalow’da kalacaktı, ben ve ablası da geniş
tek yataklı bir odada. Hepimiz iki odaya dağıldık,
karım çocukları havuza bırakıp geldi, geniş
yatağa serilip kaldı, yol yorgunluğu ve sıcak
etkilemişti. Bense hemen denize dalmak, uzun yolculuğun
yorgunluğunu ve terini denizde atmak istiyordum. Hemen üzerimdekileri
atıp, çırılçıplak, mayomu aramaya başladım...
Mayomu bulduğum anda
kapı açılıverdi, baldız fırtına gibi daldı
odaya, “Haydi millet, denize iniyoruz, hazırlanın
çabuk!” diye bağırdı neşeyle. Öff, bir içim
su gibiydi baldızım yine. Genç
kızlığındaki gibi değildi elbet, ama o balık eti
vücudu kadınlığının en tatlı en gösterişli
dönemini yaşıyordu. İki çocuktan sonra
hala taş gibiydi. Göğüsleri daha da irileşmişti.
Bikinisinin üstü zor kapatıyordu memelerini. Altını
sormayın. Minicikti. Amının hemen üzerinde başlıyor,
bacaklarının arasında mini bir üçgen görünüyordu sadece.
Yanları ip şeklinde fiyonk yapılmıştı. Çekiversen
çırıl çıplak her şeyiyle meydana çıkacaktı hemen!
Benim onu süzdüğüm gibi o da beni süzmüştü, gözleri
aşağıdan yukarıya beğeniyle gidip geldi bir an. Birden
başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Anahtarı
üzerinde bıraktığımız kapıyı çalmadan aniden
odaya dalan baldızımın seksi vücudunu seyrederken çıplak
olduğumu tamamen unutmuştum. Ve seks abidesi baldızımı
izlerken doğal olarak sikim sertleşmiş,
dimdik oluvermişti. Baldızın yanakları
kıpkırmızı olmuş, gözlerini ayırmadan önümdeki
mızrağa bakıyordu. Hemen banyoya koşup mayomu geçiriverdim altıma.
Karımın gözleri kapalı, hiçbir şeyin farkına
varmamıştı. Baldızımsa yanakları hala
kıpkırmızı bana bakıyordu.
Kollarımı açtım, “Ben
hazırım! Ama tembel ablan uyumak istiyor bu sıcakta!” dedim.
Karım da, “Yaa, başım ağrıyor yine. Siz gidin olmaz
mı?” dedi gözlerini açmadan, “Sen klimayı ayarla, serin serin
sessizlikte uyursam biraz kendime gelirim. Siz çocukları alıp gidin,
eğlencenize bakın.” diye ekledi. Baldızım da, “Tamam abla.
Merak etme, çocuklara biz bakarız. Onlar çocuk havuzuna daldılar
bile. Sen dinlenmene bak. Ben bütün yıl hasret kaldım güneşe.
Hemen gitmem lazım, hadi görüşürüz abla. Hadi enişte biz
gidelim!” dedi. “Tamam Nilaycım. Haydi gidelim. Düş önüme
bakalım!” dedim ve odadan çıktık...
Baldızla konuşa konuşa, o önden ben arkadan, denize inen dar
yolda ilerlemeye başladık. Şimdi arkadan izliyordum
baldızı. Geniş kalçaları, ince beli harikaydı. O ince
bele bir de altın zincir takmış haspa, bitirdi beni. Ayak
bileğinde Halhalı parlıyor, topuklu terliklerinin üzerinde seke
seke, kalçalarını kıvıra kıvıra gidiyordu, ‘Nazo
Gelin’ gibi. Mayomu zorlamaya başlayan sertliği olduğu gibi o
kalçaların arasına yerleştirmek istiyordum. O taş gibi
yuvarlak kalçaların titremesini sikimin ucunda duymak istiyordum...
Baldız, “Yaa enişte, kusura bakma, kapıyı çalmam
lazımdı, heyecandan aklıma bile gelmedi senin odanın
ortasında mayo giyeceğin...” diye özür diledi. “Önemli değil
canım. Asıl sen kusura bakma. Hata bende dediğin gibi,
odanın ortasında mayo değiştirmek,
mal mülk meydanda...” deyince, baldız kahkahayla güldü, “Evet enişte,
mal beyanında bulunman lazım senin!” diye espiri yaptı. Bu
lafı duyunca gözlerimi zorla kalçalarından ayırıp hayretle
yüzüne baktım. Hem konuşuyor, hem de başını geri
çevirmiş, bana bakıyordu. Kalçalarını seyrettiğimi
anlamıştı. Kızardım. Baldız ise fettan gözleriyle
mayomun önünü kabartan tümseği işaret edip, gülerek, “Enişte bana böyle
bakmaya devam edersen malın mülkün iyice artacak, ona göre!” dedi.
Baldıza cevap vermeye kalmadan çocuk havuzuna varmıştık...
Çocukları izledik,
neşeyle suda çırpınıyorlardı.
Baldız, “Hadi enişte, bunların keyfi yerinde, biz denize
atalım kendimizi!” dedi. “Gidelim baldız da...” dedim. “Eee? Ne oldu?
Gelmiyor musun yoksa?” diye sordu baldız. Çocuk gibi dudaklarını
sarkıtarak sormuştu bu soruyu. O köfte dudakları ye beni,
ısır beni diyordu adeta. Ben de gülümseyerek, “Geliyorum gelmesine
de, yalnız sen mayo giymeyi unutmuşsun!” dedim, üzerine giymiş
olduğu o amını götünü zor örten küçücük
bikinisinin altını göstererek. Anladı, güldü kahkahayla. Gülmesi
de seksiydi bu kızın. İnsanın içini eritiyordu. “Amaann
enişteee!” dedi gülerek, koluma girdi ve “Deniz kenarı burası,
herkes çıplak baksana!” diyerek etrafımızı gösterdi.
Doğruydu, etrafta sadece yabancı turistler vardı, mayolu,
bikinili, üstsüz, tangalı. Boy boy, renk renk, çeşit çeşit...
“Ne bileyim kızım yaa.
Onlar giyer, turist onlar!” dedim. Baldız gülerek, “Tamam işte
enişte, ben de turistim, Avrupadan geldim. Onlar gibi giyinebilirim ben
de!” dedi. Ben de gülerek, “İyi bari, oldu olacak
üstünü de çıkar, tam turist olursun onlar gibi...” dedim. “Niye
olmasın enişte? Onlardan bir eksiğim mi var? Bak iyi aklıma
getirdin...” demesiyle elini boynuna götürüp bikini üstünü indirivermesi bir
oldu. Kalakaldım. İri memeleri tüm güzelliğiyle meydandaydı
şimdi. Offf... Harikaydı! Elimi uzatıp avuçlamamak, o üzüm
tanesi gibi olmuş meme uçlarını öpmemek
için kendimi zor tutuyordum. Sanki hipnoz olmuş gibi, kurşun
yemiş gibi kalakalmıştım. Gözlerimi memelerinden
ayıramıyordum. Ne kadar bu durumda kaldığımı
bilmiyorum. Baldız gülerek koluma girip ilerleyince kendime gelebildim.
Baldız, “Aman eniştee! Sanki hiç meme
görmemiş gibi bakma öyle! Hadi gel denize girelim de, kimse görmesin
kıymetli baldızını. Baldızını
kıskandın mı yoksa?” dedi. “Çok gördüm görmesine de, seninkiler
başka. Hem ben bacanağın vekiliyim burda. Seni korumam
lazım...” dedim. Suya girmiş, ilerliyorduk bunları
konuşurken. Dipteki çakıl taşlarından
ayağını korumak için parmaklarının ucunda yürümeye
çalışıyor, dengesini korumak için kolumu tutup bana yaslanıyordu.
Üstsüz memelerini yaslamayı da ihmal etmiyordu. Çaktırmamaya
çalışıyordum, umarsamaz gibi hareket ediyordum ama bu
yakınlık delirtiyordu beni. Derinlik fazla değildi,
su hala belimizdeydi. Biz iyice erotikleşmeye
başlamış muhabbetimize devam ediyorduk...
Baldız, “Yaa? Peki vekil olarak ne yapmaya yetkin var enişte?” diye
sordu. “Ne gibi Nilay?” derken aslında bal gibi anlamıştım
ne demek istediğini. Denize değil, tehlikeli sulara girmiştik
ikimiz de. Bizi içine çeken bir girdabın kenarlarında
dolaşıyorduk. “Nereye kadar yetkilisin yani? Sadece kıskanmakla
mı yetkilisin? Yoksa vekalet verenin her yaptığını
yapabilir misin?” diye sordu baldız. Off! Bu imalı, lastikli soruyu
duyunca dağıldım yine. Resmen istiyordu kaltak.
İçimden, (Ah yavrum, hayallerimde sana
yaptığım şeyleri bir bilsen!) diye geçirdim, yine de
kendimi toplamaya çalıştım, “Sen böyle afeti devran gibi
ortalıklarda dolaşırsan kıskanırım tabi. Dikkat
çekiyorsun. Erkekler dönüp sana yiyecek gibi bakıyorlar. Kendimi
boynuzlanmış gibi hissediyorum!” dedim.
Baldızım, “Boş ver enişte! Bakmaktan ne zarar gelir
ki? Güzele bakmak sevapmış derler. Sen de beni
güzel buluyorsun herhalde, az önce sen de bakıyordun onların
baktığı yere!” dedi. “Benim bakmam normal. Emanetsin çünkü.
Gözüm gibi bakmam lazım. Ondan bakıyorum sana!” dedim. “İyi de,
emaneti veren senin kadar bakmıyor ki, senin
gözün hep üstümde!” dedi. “Yani bunda benim ne suçum var şimdi? Bir
içim su gibisin. Harikasın!” dedim. “Sahi mi
enişte? Gerçekten bakılacak kadar güzel miyim?” diye sordu. “Sorman
bile abes canım! Senin en büyük hayranın benim biliyorsun.
Şu vücuda baksana. Her yerin taş gibi. Fıstık
gibi kadınsın. Seninle olmak için
dünyaları verir erkekler!” dedim. “Amann eniştee!
Utandırıyorsun beni. Abartma bu kadar, şımarırım
yoksa!” dedi.
Durdum, kendime çevirdim,
ellerini tutup havaya kaldırmış, vücuduna bakıyordum.
Dalgalarla minicik bikinisi bir görünüyor, bir kayboluyor, ıslak tenindeki
ıslak ince bikini kumaşı amının
kabarıklığını gizleyemiyor, tüm hatlarıyla belli
ediyordu. Soğuk su iri göğüslerinin
uçlarını kabartmış, üzüm tanesi büyüklüğünde beni
delirtecek gibi görünüyordu. Ya o çıplak göğüslerinden dimdik
aşağı inen kaslı göbeği. Baktıkça bakasım, o
minicik göbek deliğini yalayasım geliyordu. “Yalan mı söylüyorum
kızım? Şu güzelliğe bak! Bu
güzellikle bakılmak da, şımarmak da hakkın senin. Sen Pazar
günü doğdun herhalde baldız, Tanrı seni boş gününde özene
bezene yaratmış!” dedim şakalaşarak.
Baldız güldü yine, “Ah
sağol eniştem. Teşekkür ederim!” deyip kollarını
boynuma uzattı, öpmek için yanağıma uzandı. Hafif
eğilerek uzanmış, arada bir kaç santim mesafe
bırakmıştı, normal Enişte-Baldız öpüşmesi
düşünüyordu herhalde. Ama bende dayanacak hal kalmamıştı,
baldızın beline sarılıp sertçe kendime çektim bir anda ve
dudaklarının kenarından öptüm baldızı. O vaziyette
kalakaldık. Ne o kollarını çözmüştü boynumdan, ne
de ben belini bırakmıştım. Öylesine
duruyorduk yüzyüze. Dudakları aralanmıştı. O etli
dudakları. Gözlerime bakıyordu, gözlerimin içine. O öpülesi
göğüs uçları göğsüme sürtünüyor, bitiriyordu beni. Bir an
çevremize baktım, kimsenin baktığı,
aldırdığı yoktu. Hani oracıkta, suyun içinde
birleşsek, kimse umursamayacaktı. Bizim gibi öpüşenleri,
birbirlerine sarılıp okşayanları, suyun içinde neşeyle
oynaşan çiftleri görebiliyordum. Yanımızdan bize bakmadan, hafif
gülümseyerek geçip gidiyorlardı. Herkes kendi havasındaydı.
Kolumun çemberini biraz daha daralttım, hafifçe sıktım, biraz
daha sıktım. Göğüsleri göğsümde eziliyordu şimdi.
Bırakmadan, bir iki adım ileri gittim, su
belimizi aşmıştı şimdi. Elimin birini
aşağı kaydırıp kalçalarını da
bastırdım. Kasıkları önüme yapıştı. Suyun
içinde bu afetle sarmaş dolaş olmam sikimi taş gibi
yapmıştı. Sert ve kalın sikim
mayomun içinde isyan ediyor, kabardıkça kabarıyordu.
Baldızın kasıkları bu kabarıklığa
yaslanmıştı şimdi. Dalgaların etkisiyle sağa sola
öne arkaya sallanıyorduk, bu hareket de kasıklarımızın
birbirine sürtünmesine yol açıyordu. Sikim zonklamaya
başlamıştı. Damar damar
attığını hissediyordum. Acı veriyordu, patlayacak
gibiydi...
Baldız birden, “Enişte...” dedi kısık sesle. Göğüsleri
inip kalkıyordu, dudaklarını yaladı. Kurumuştu
dudakları. “Efendim canım?” dedim. Benim de ondan bir farkım
yoktu. Olduğum yerde boşalacaktım nerdeyse. “Enişte, ben...
ben...” dedi. “Söyle güzelim?” dedim. “Enişte dizlerim titriyor. Tut beni.
Sarıl bana!” dedi. “Tutuyorum canım. Merak etme. Seni bırakmam.
İstesen de bırakmam!” dedim. Sımsıkı sarılmıştım
baldızıma. Kendimizden geçmiştik. Etraftaki insanlar umurumuzda
değildi. Başını boynuma gömdü. Alev gibiydi nefesi, boynumu
yakıyordu. Kalçalarında dolaştırdım elimi. Islak
bikini altını avuçlayıp sıktım suyun içinde.
Diğer elim sırtını, boynunu, saçlarını
okşuyordu...
“Enişte... Yapma...” diye
kıvrandı kısık sesle. “Ne yapmayayım Nilay?” dedim. Bu
yaptığını yapma. Yapamayız...” dedi. “Neden?” diye
fısıldadım kulağına, “Neden
yapmayalım? Söyle bana!” dedim. “Doğru
değil enişte. Biz... ablam... kocam...” dedi. Bunları söylerken
ne kollarını çözmüştü, ne de uzaklaşmak için çaba sarf
ediyordu. Kollarımın arasında ezilmekten şikayetçi
değildi. Ökseye yakalanmış kuş gibi titriyordu sadece.
Dudaklarımla yanaklarını okşarken fısıldadım
ben de, “Kocan yanında değil, her zamanki
gibi. Ablan da başı ağrıdığından
ilacını almış, mışıl mışıl
uyuyor, ben de yalnızım her zamanki gibi. İkimiz varız. Sen
ve ben. Ben seni istiyorum. Hem de yıllardır
istiyorum seni, biliyor musun?” dedim.
“Biliyorum enişte! Bakışlarından. Hareketlerinden.
Anlaşılmayacak gibi değil ki. Öyle
bakışın var ki içimi eritiyordu
baktığın zaman!” dedi. “Peki sen? Sen istemiyor musun? Sen de
açsın biliyorum. Ablan anlattı neler olduğunu, salak bacanak
seni ihmal ediyormuş hep!” dedim. “Doğru
enişte. Doğru. Ayda bir aklına eserse
istiyor beni. O da benim zorumla oluyor. Olduğu da iki dakika. Ne öpmek,
ne sevmek... İki dakikada, erkenden
boşalıyor, arkasını dönüyor bana. Ben de kadınım
enişte. Mutlu olmak benim de hakkım. Başka erkeklere gidemedim.
Orospu olmak istemedim. Lezbiyen ilişkiye bile girdim. Ama olmuyor.
Aynı şey değil enişte. İçime attım her şeyi.
Neler yaptım ilgisini çekmek için neler. Sexy iç
çamaşırları, giysiler, jartiyerler, kokular...” dedi.
“Ooohhh... Anlatma Nilay, bitiriyorsun beni. Seni o şekilde görmek için
neler vermezdim!” diyebildim. “Bak işte
enişte, sen anlatmamla tahrik oluyorsun, kocam yanımdayken
ilgilenmiyor. Hem şey...” dedi. “Söyle canım, çekinme. Çekinecek bir
şey kalmadı artık. Sen beni gördün, ben seni görüyorum!” dedim.
“Doğru. Seninkini gördüm. Bizim sorunumuz da bu galiba...” dedi.
“Neymiş sorun? Anlayamadım?” dedim. “Küçük enişte.
Kocamınki küçük. Seninkinin yanında ufacık kalır.
Şimdi anlıyorum, kocam komplekse girmiş, ondan sevişmiyor
benimle. Seninki gibi değil...” deyip başını çevirip etrafa
bakındı. Kimsenin bizimle ilgilenmediğini, herkesin kendi
halinde olduğunu görünce, elini aramıza
soktu, suyun altında mayomun üstünden sikimi avuçlayıverdi...
Beklemiyordum bunu. İrkiliverdim. Bir inilti koptu benden, “Ohhh Nilayy! Ne
yapıyorsun?” dedim. “Mmmm. Enişte lütfen bırak, dokunayım
ona. Odada seni çıplak gördüğümden beri bunu yapmak için yanıp
tutuşuyorum. Bırak okşayayım, gerçek erkeklik neymiş hissedeyim!”
diyerek eli mayonun dışından,
sertleşmiş, taş gibi olmuş sikimi okşuyordu. Gözleri
yarı kapalı zevkle yapıyordu bunu. Ben de elimle yandan mayomu
hafif indirdiğimde, suyun içinde bile alev gibi yanan parmaklarını
sikimin gövdesinde hissettim. Parmaklar gövdeyi sıkıca kavrayıp
sıktı. Dudaklarını uzattı, önce yavaşça
dudaklarını okşadım, sonra alt dudağını
emmeye başladım.
Baldız kısık
sesle, “Enişte ne kadar güzel. Damarlarını hissediyorum. Ne olur
götür beni, seviş benimle. Dayanamıyorum artık. Ohhh. Hadi
enişte! Yanıyorum ben. Söndür baldızının ateşini
enişte!” diyordu. “Ben de dayanamıyorum canım. Bitirdin beni.
İstersen bırak, boşalmak üzereyim...”
dedim. “Öyleyse bırak kendini enişte!” diyerek
parmaklarının baskısını arttırdı. Suyun
içinde mastürbasyon yaptırıyordu bana. Fazla dayanamadım,
kasılmaya, spermlerimi boşaltmaya başladım. Elini çekip
boynuma sarıldı. Dudaklarını dudaklarıma
bastırıp emmeye başladı. Birbirimize
sarılmıştık. Çıplak bedenlerimiz birbirine
sımsıkı temas ediyor, memeleri göğsümde
eziliyor, sikim aramızda eziliyordu. Kasılmalarım bitince bir an
hareketsiz kaldım...
Sonra ilk kendine gelen
baldızım oldu, “Haydi gel enişte, benim odamda devam edelim.
Acele et, dayanacak halim kalmadı artık!” dedi. Mayomu çekip
baldızımın ince beline sarıldım, sarmaş
dolaş sahile çıktık. Hızlı adımlarla çocuk
havuzunun yanından geçtik. Animatörler çocukları
toplamışlar, eğleniyorlardı. Dünyayı görmüyorlardı.
Hiç durmadan devam ettik tırmanmaya. Bizim odanın
kapısını yavaşça aralayıp içeriye baktım,
karım ilaç şişesi başucunda derin uyuyordu hala.
Kapıyı örttüm yavaşça ve benden önce Bungalow’a girip
kapıyı aralık bırakan baldızımın yanına
koştum. İçeri girip kilidi çevirdim.
İnanamıyordum. Yıllardır hayalini kurduğum şey
gerçek oluyordu. Baldızım karşımda duruyordu. O da benim
gibi heyecan içindeydi. Soluk soluğa gözlerini gözlerime dikmiş,
ihtirasla bakıyordu bana. Çıplak, sadece bikinisinin altıyla, tanrıça
heykeli gibi duruyordu önümde. Göğüslerinin inip
kalktığını görüyordum. Uzanıp elini tuttum, kendime
çektim, “Tatlım... İstediğine emin
misin? İstersen çıkıp gidebilirim
şu anda, hiç bir şey olmamış gibi devam ederiz eski
yaşantımıza?” diye sordum. Sarıldı hemen.
Dudaklarını uzatırken fısıldadı, “Eminim
enişte! Hiç bir şey umurumda değil! Bırakma beni.
Sarıl bana. Sen istesen de bırakmam.
Kadınlığımı yaşat bana!” dedi.
Günah benden gitmişti artık. Baldızımı kucaklayıp
kendime çektim, kollarımın arasına alıp dudaklarına
yumuldum. Sımsıkı sarmış,
göğsümle memelerini, ellerimle kalçalarını önüme
bastırıyordum. Baldızımla tek vücut olmuştuk.
Dudaklarını emiyordum. Dilimle aralanan ağzından içeri
dalıp dilini okşuyordum. Ensesinden, saçlarından tutup başını
arkaya eğdim, dudaklarımı boynunda
gezdirdim hafifçe, oradan göğüslerine kaydırdım. Denizde üstünü
çıkardığından beri avuçlayıp öpmek için yanıp
tutuştuğum göğüsleri en sonunda dudaklarımla buluştu.
İrileşmiş göğüs ucuna dokunduğumda, “Mmmmm...” diye
inledi. Bir süre oynadım göğüsleriyle, biraz dudaklarımla
okşadım uçlarını, biraz dilimle. Baldızım
kendinden geçmiş inliyor, kıvranıyordu kollarımda, “Ohhh...
Yapma enişte! İşkence yapma bana!
Ahh... Çok güzel! Em onları enişte! Emmm!” diyerek.
Göğüs ucunu ağzıma alıp şiddetle emmeye
başladım. Vakum gibi emiyordum memesini. Baldız saçlarımın
arasında parmaklarını dolaştırıyor, kendine
çekiyor, inliyordu, “Ooohhh! Çok güzel! Mmmm... Emm! Oohhhh! Bitiriyorsun beni
enişte! Ooohhhh...” diyordu durmadan. Bir sağ göğsünü emiyordum,
yalaya yalaya diğerine geçiyor, onu emmeye, yemeye başlıyordum. Kıvranıyordu
kollarımda. Göğüslerini bırakıp kollarından tuttum,
geriye, iki adım ilerdeki geniş, çift kişilik
yatağa götürdüm. Usulca yatırdım. Yarım
bıraktığım yerden, memelerinden yalayarak
aşağıya inmeye başladım. Göbeğine
gelmiştim. Dilimin ucunu göbek deliğine
soktum, yaladım, ısırdım. Dizlerimin üstüne çökmüştüm.
Baldızın bikinisi içinde şehvetle şişmiş, yumruk
gibi kabarmış amı önümdeydi.
Elimi zevk suyuyla ıslanmış minicik bikinisinin
fiyonklarına götürüp ikisini birden çözdüm. Şimdi
çırılçıplak gözümün önündeydi baldızımın
amı. Amının kıllarını
ağdayla almış, sadece tam üzerinde ince, uzun bir tutam
bırakmıştı Brezilyalı kadınların
amlarını traş ettiği model gibi. Amının
kabarmış dış dudakları ayrılmış,
pespembe iç dudakları amının içinden
fışkıran zevk suyu ile ıslanmış,
ışıl ışıl parlıyordu. Sular
bacaklarını ıslatarak aşağıya süzülüyordu
apış arasından. Dilimle bastıra
bastıra yukarıya kadar yalayıp aldım o zevk
sularını. Amına geldiğimde dilimi çektim,
başımı kaldırıp yüzüne baktım. Dirseklerinin
üzerinde, dudakları aralanmış, kısık gözlerle beni
izliyordu. Parmakları saçlarımın arasında duruyordu. Gözümü
aşağıya amına çevirdim, küçük bir
öpücük kondurdum amına...
Baldız, “Oohhh! Enişitee...” diye inledi
anında, “Yapma...” dedi. “Yapmak istiyorum canım. Öpmek, yalamak
istiyorum. Emmek, dilimi içine sokmak istiyorum. Sen
istemez misin? Bana bırak kendini!” dedim. “Tamam enişte, bana bakma
sen. Ne istersen yap! O beceriksiz kocam hiç yapmadı bunu biliyor musun?
Ne dili değdi amıma, ne de dudağı!
Yapamazmış salak! Hadi o zevki tattır bana enişte!
Devam et!” dedi. Bir daha, bir daha öptüm amını,
öpücüklerle dolaştım etrafında. Baldız
bacaklarını Pergel gibi açabildiği kadar açtı. Şimdi
tam anlamıyla çiçek gibi açılmıştı amı.
Dudaklarımla öpüşür gibi amının
dış dudaklarında gezindim. Dilimle yalamaya başladım.
Dilimi Klitorisine değdirdiğimde ise elektrik çarpmış gibi
titredi, saçlarımdaki parmakları kasıldı...
Parmaklarımı kalçalarına geçirip kendime çekerek
sertleşmiş Klitorisini emmeye, dudaklarımın arasına
kıstırıp dilimle yalamaya başladım. Baldızın
titremesi devam ediyordu. Kasılmaları şiddetlendi,
parmakları saçımı acıtmaya
başlamıştı, çekiştirip duruyordu, “Aaahhh...
Eniştee... Ne yapıyorsun bana? Ooohhh... Bitiriyorsun
beni... Geliyorumm!” deyince, aniden amını
yalamayı bırakıp yukarı çıktım. Meme
uçlarını sertçe dudaklarımın arasına alıp emmeye
başladım. Baldız ne yapacağını
şaşırmış, çarşafı avuçlarının
içinde sıkıyor, başını sağa sola sallıyordu.
Ben göğüslerine yükselince o da kollarını dolayıp kendine
çekti sıkıca. Zevkten kendini kaybetmiş, Orgazm
dalgalarıyla sarsılırken haykırmaya
başlamıştı. Dudaklarına yumuldum. O etli, körpe
dudaklarını emmeye başladım. Ağzımın içinde
boğuldu zevk çığlıkları. Tırnaklarının
sırtımı çizerken verdiği acıya
aldırmadım. Ben de onun alt dudağını
ısırdım...
Bir müddet sonra her şey duruldu. Fırtına geçmişti. Yüzüm
boynuna gömülü, körük gibi soluyordum. Baldızım da nefes nefeseydi.
Diri memeleri altımda inip kalkıyordu. Kendimi yana
bıraktım, üstünden kayarak devrildim. Yan
yana yatıyorduk şimdi. Baktım, dudağını
ısırdığım yerde hafif bir kan damlası
belirmişti. Dirseğimin üstünde doğrulup işaret
parmağımla o kan damlasını aldım, kendisine gösterdim.
Fısıltıyla, “Özür dilerim!” diyerek kan damlasını
yaladım. Baldız gülümsedi, seks yorgunu bir ifadeyle, “Kanım
sana feda olsun eniştem! Hayatımda böyle zevk
duymamıştım. Hiç böyle Orgazm olunduğunu bilmiyordum. Zevkten
bitirdin beni! Öldürdün zevkten!” dedi.
“İnanamıyorum sana Nilay, bunca yıldır evlisin, nasıl
olur?” diye sordum. “İnan enişte inan. İşte
bu yüzden bıktım evlilikten. Filmlerde, pornolarda bu şekilde
boşalan kadınları gördükçe,
etrafımdaki kadınlar anlattıkça olamaz diye düşünüyordum.
Ya bunlar yalan yapıyorlar diyordum, ya da ben
kadınlığımı yaşamıyorum
diyordum!” dedi. Baldızım bunları anlatırken
dudaklarımı tüy gibi dudaklarında, kulaklarında,
yanaklarında gezdiriyordum. Boşta kalan elim ise boydan boya güzel
vücudunu tavaf ediyor, her tarafını okşuyordum. Kah
göğüslerini, kah dümdüz karnını, göbek deliğini, süs gibi bir
şerit halinde bıraktığı amının
tüylerini okşuyor, parmaklarımı az önce
yaşadığı zevk kasırgasıyla
sırılsıklam olmuş, ıslak am dudaklarında
gezdiriyor, parmak ucumu Klitorisine sürtüyordum...
Dakikalarca bu sexy yaratığa şehvetin en koyusunu
tattırmak için uğraşmıştım, ama ben hala aç
duruyordum. Sertleşen ve kan hücumundan damarları parmak parmak
kabarmış sikim yan durduğumdan onun
bacaklarına baskı yapıyordu. Okşamalarımın
yanı sıra sikimin sertliğini hisseden baldızım
ürperiyor, tüyleri diken diken olmuş, Klitorisi yine sertleşmeye
başlamıştı. Artık dayanamıyordum. Doğrulup
baldızımın bacaklarını araladım,
ağırlığımı vermeden
üzerine uzandım. Sikim bacak arasına
baskı yapıyordu şimdi. Islak am
dudaklarını okşadım sikimle. Kaygan sıvılar
sikimin mantarımsı başını
kayganlaştırmıştı. Islak ıslak parlamaya
başlamıştı sikimin kafası. Biraz daha devam ettim, Klitorisine
fırça çektim, suları akmaya başlayan amının
girişini, sikimle ıslak am dudaklarını okşadım...
Sıcacıktı. Yanıyordu baldızın amı.
Daha içine girmeden yangını hissetmeye
başlamıştım. Baldız da sikimin sertliğini
amının ağzında hissedince
bacaklarını biraz daha araladı, derin bir “Ooohhh” çekti.
Boynuma sımsıkı sarılarak
dudaklarımdan öpmeye, emmeye başladı. Ben amına
fırça çekmeye devam ediyor, sikimi klitorisine bastıra bastıra
boylu boyunca okşuyordum. Baldızımın kalçaları
hareketlenmeye başlamıştı, içine girmemi istercesine
hareketler yapıyor, altımda kıvranıyordu. Nihayet dayanamadı,
“Oohhh! Hadi enişte, sok artık! Yeter
kıvrandırdığın!” dedi. “İstiyor musun? Gireyim mi
içine?” dedim. “Evet! Gir içime, gir! Sok onu içime! Dayanamıyorum artık! Sookkk!”
diye yalvarıyordu baldız.
“Ateş gibi yanıyorsun aşkım. Girmemi istiyorsan istemen
lazım!” dedim. Baldız şaşırmış bir
şekilde, “İstiyorum ya enişte!” dedi. “Aşkım, ne istiyorsan
adıyla söyle! Seni sikmemi istiyorsan sikmemi emret! Söyle sikeyim mi
seni? O fındık gibi, ıslanmış amına
gireyim mi yarrağımla?” dediğimde, “Evet eniştem! Evet! Sik
beni! Deminden beri yalvarıyorum sok diye, hadi artık, sok o koca
şeyini içime! Yıllarca bunun hayalini kurdum. Ablamla sevişirken
çıkardığınız sesleri dinleye dinleye, ablamın
acıdan, zevkten bağırmasını duya
duya kendimi tatmin ettim. Kocamın altında yatarken seni hayal ettim.
Üstümde yatanın sen olduğunu farzettim gözlerimi kapatıp. O kaslı
kollarınla beni sımsıkı
kucakladığını, üçgen vücudunla beni eze eze
becerdiğini hayal ettim. Hele bu sabah seni çıplak gördüğümde
öldüm, bittim enişte! O andan beri bunu yemek için yanıyorum. Hadi
artık sik beni!” dedi.
“İnan, ben de seni hayal ettim hep! Ablanı sikerken karanlıkta
senin yanımızda olduğunu, bizi izlediğini, seni de
siktiğimi hayal ettim! Ablanla sikişirken yanımızda hep sen
vardın!” dedim. “Hadi enişte! İşte
şimdi gerçekten yanındayım. Altındayım. Sik beni!
Amcığım sikini yemek istiyor! Oohhhh, bak, nasıl
yanıyor amım? Hadi artık, o koca sikini
sok amıma! Sik baldızını! Mmmmm,
hadi sik beni!” dedi. “Ohhh baldızım benim! Kaygan
amcıklım! Merak etme, öyle bir zevk vereceğim
ki sana, senelerin acısını
çıkartacaksın!” deyip, sikimin başını am
dudaklarına dayadım, yavaşça girmeye çalıştım.
Ama bütün kayganlığına, akan zevk sularına rağmen
sikim girmekte zorlanıyordu. Nilay da
başını kaldırmış, dudaklarını
ısırarak, sikimin amına girişini
izlemeye çalışıyordu. Dayanamadı, ellerini
aramıza sokup amının dudaklarını
ikiye ayırdı, “Hadi gir içime eniştemm! Bak senin için
açtım kapılarımı. Hadi sok sikini! Amıma sok!” dedi...
Ben hafif yüklenince, “Acıyor!
Yavaş eniştem! Yavaş sik baldızını!
Alışkın değilim böyle büyük yarak yemeye!” diye inlemeye
başladı. “Canım benim. Merak etme, senin canını
yakamam. Kıyamam sana. Yavaş yavaş sokarım sikimi,
alıştıra alıştıra, ıslata ıslata! O
güzelim amcığına kıyamam ben!
Ohhhh Baldız! Amın o kadar dar ki, sanki
bakire amı gibi!” dedim. “Aslan eniştem benim! Errkeğimm!
Ooohhhh! Senin koca sikini yemeden bakire sayılırım
ben, kocamın küçük pipisi açamadı amımı,
doyuramadı beni! Sik baldızını! Bacanağın güzel
sikemedi beni, sen sik, yarrağa doyur baldızını! Ooohhh!
Bak başı girdi, Tokmak gibi duruyor kapımda, sok hepsini!”
diyordu baldız.
Yavaş yavaş ilerlemeye başladım. Baldızımın
daracık amcığını yara yara giriyordum.
İki santim ileri, iki santim geri. İki
ileri, bir geri. Dediğim gibi, alıştıra
alıştıra, yara yara! Yarısına kadar soktum, bekledim.
Yavaşça ucuna kadar geri çekilip tekrar giriyordum, amından
akan sular boydan boya ıslatıyordu sikimi. Baldızımın
gözleri kaymaya başlamış, dudakları terlemişti. Kesik
kesik soluyordu. Ellerini belime koymuş, ben bastırdıkça tutup
engel olmaya çalışıyor, acısı
geçince tekrar çekerek girmemi istiyor, girişi çıkışı
baldız idare ediyordu. Yarısına kadar sokmuştum. Durup
bekledim biraz. Sonra omuzlarından tutup aniden
bastırıverdim...
Baldız, “Aaahhhhhhhh!” diye bir
çığlık koyverdi, “Amımı yardın enişteee!
Koca sikin öldürdü beni! Dur nolur! Kıpırdama! Bekle biraz!
Alışsın! Ooohhh, hiç böyle yememiştim,
harikaymış! Amımın içine beton dökülmüş gibi, kol
girmiş gibi enişte! Anlatılmaz bu zevk! Ne kadar güzelmiş
kalın siki içime alması, hem acıyor,
hem zevk duyuyorum! Ooohhhh!” deyince, kıpırdamadan durup bekledim.
Sonra eğilip dudaklarını yalamaya, öpmeye başladım.
Kulak memelerini, boynunu. Daha da eğilip memelerine uzandım.
Uçlarını emdim. Baldız inlemeye
başladı yine. Emerken sikimi milim milim oynatmaya başladım
baldızın amında. Sonra git gellere
başladım. Yavaş yavaş, santim santim çektim
dışarı, ucu göründüğünde tekrar yavaşça, yara yara
girdim. Baldızımın sesi, soluğu
kesilmiş, tüm dikkati, tüm duyuları amına
girmekte olan sikimde toplanmıştı...
Kasıklarım kasıklarına, sikimin başı ta dibine
değdi, bastırdım, Klitorisini tüm
ağırlığımla ezdim, tekrar yavaşça geri
çıktım. Sürekli aynı hareketi yapıyordum. Nilay yine
inlemeye başlamıştı. Tırnakları
sırtımda geziniyor, başını istemsiz bir şekilde
sağa sola sallıyordu. Kuruyan dudaklarını diliyle
ıslatıyordu. O minik pembe dilini görünce
dayanamadım, eğilip öptüm o ıslak dilini, dilimle
okşadım. İnlemeleri ağzımın içinde kayboluyordu.
Parmakları sırtımı okşayarak kalçalarıma
inmiş, bacaklarının arasında sürekli hareket halinde olan
kalçalarımı okşuyor, tırnaklıyordu şimdi.
Ağırlığımı tek dirseğime verip sol elimle
memelerini okşuyor, parmaklarımla meme ucunu sıkıp
okşuyordum. Hızlanmaya başladım. Mors alfabesi gibi
çalışıyordum, iki uzun bir kısa. İki
kısa, bir dip! Kasıklarımdaki (epeydir traş
etmediğim) uzun kıllarla, baldızın sertleşmiş
klitorisini kah okşuyor, kah bastırıp eziyordum...
Ben kökledikçe baldızım zevkten çıldırmış
gibiydi, durmadan, “Ohhh eniştem, nasıl zevk bu? Oohhhhh,
sevişmek buymuş demek ki! Hadi hızlan
enişte, dibime dibime göm sikini! Ohhhh! Koca yaraklı eniştem
benim, harika sikiyorsun! Erkeğimm! Kocamm! Ooohhhh geçirr
amcığıma! Tokmakla! Yar beni, yar amımı!
Aaahhhh! Ooohhh! Hiç böyle sevişmedim eniştemm, hiç böyle
sikişmedim, hiç böyle sikilmedim! Güçlü erkeğim benim, bastır,
ez beni, kemiklerimi kır! Kökle sikini amıma
enişte!” diyordu. Baldızın bu tür konuşmalarıyla ben
de kendimden geçiyordum ve “Dar amcıklı
baldızım benim! Orospum benim! Aşkım benim! Sikimi eldiven
gibi saran amcığına kurbanlar olurum! Mhhhhhh, ohhhhhhh!”
diyerek bastıkça basıyordum baldızın daracık
amına...
Baldız birden, “Evvvet
enişte! Evvett, işte bu! Bas! Bas! Hızlı bas! Ohhhh! Koca
sikinin damarlarına kadar hissediyorum, yumruk gibi kafasını
hissediyorum! Aaaahhhh! Ohhhhhh! Geliyorummm enişteeeeeeee!” diye
çırpınmaya, kasılmaya başlamıştı
yine. Baldızın kalçaları inip kalkıyor, dişleri
kenetlenmiş, arasından tıslayarak nefes alıp veriyor,
başını sağa sola atıyordu. Baldız
fısıldaşmayı bırakmış, Orgazm olup
boşalırken sesli çığlıklar atıyordu artık.
Kimseyi umursadığımız yoktu o anda,
duyacaklarmış, göreceklermiş, dünya yıkılsa
aldıracak halde değildik ikimiz de. Benim de dayanacak halim
kalmamıştı, “Ben de geliyorum! Çıkayım
mı aşkım?” diye sorabildim soluk soluğa. “Hayır!
İçime boşal enişte! Korunuyorum! Boşal, sula içimi!
Hadiiii!” dedi. Daha fazla tutamadım, son bir hamleyle sikimi dibine kadar
kökledim kaldım ve fışkırmaya,
bağıra bağıra baldızın amının içine
boşalmaya başladım. Bitmek bilmiyordu püskürmem...
Üzerine yığılıp kaldım baldızın. Nefes
nefeseydik. İçinden
çıkmamıştım. Baldız halen
kasılıp duruyordu. Kolları, bacakları kenetlenmiş
vaziyetteydi halen. Sonunda sakinleşti. Duruldu. Gem vurulmaya
çalışılan kısrak gibi bir kaç kasılma daha
yaşadı, sonra hareketsiz kaldı. Yanına devrildim.
İçine boşalttığım spermlerim, ağzı açık
kalan amından aşağı süzülüyor,
yatağın üzerine akıyordu. Göğsü inip kalkıyor,
dudakları örselenmiş, ağzı açık nefes almaya
çalışıyordu. Uzanıp bereli dudaklarına yavaşça
bir öpücük kondurdum. Dudakları kıpırdadı,
parmağımı bastırıp susturdum. Söylenecek tek kelime
yaşadığımız büyüyü bozacak gibi gelmişti o anda.
Baldızın yeşil gözleri doymuş, mutlu, hayatından
memnun bir kedi gibi bakıyordu bana...
[Secret]
|